5 Ekim 2014 Pazar

Veee Eylül Okumalarım :)



HAYDEN HERRERA-FRIDA / Bu kitap benim için çok özeldir.Çünkü 2009 yılında öğretmenliğe atandığımda ilk maaşımla kendime aldığım ilk kitaptır.Alındıktan uzuunnn zaman sonra okunmuş olsa da özel işte o kadar.Salma Hayek'in başrolde olduğu Frida filmi bu kitaptan uyarlama yapılmış.Çok güzeldi.Her ayrıntısıyla Frida Kahloyu tanıyorsunuz bu eserler.Üzerine filmi de izlerseniz tam oturuyor taşlar yerine.Hatta bizim kitap ağacı grubumuzun eylül ayı filmi Frida idi.Ben 3.kez izlemiş oldum onlarla.Paylaştığım görselimle de bir sonraki filmi seçme şansını elde etmiş oldum.İnstagramda Iroshjum olarak arama yaptığınızda beni bulabilir ve görseli de görebilirsiniz :)

SİNAN YAĞMUR-AŞKIN GÖZYAŞLARI(TEBRİZLİ ŞEMS) 2.defa okumuş oldum bu romanı.Kendisi bana kitap grubumuzun konyadaki dostlarından olan Özgür abiden hediye gelmişti.Üstelik adıma imzalı şekilde.Çok teşekkür ederim abi tekrar :) Hz.Mevlana ve Şems arasındaki muhabbeti herkes bilir.Bu roman da Şemsin gözünden anlatıyor bize yaşananları.Okurken huzur bulduğum yegane romanlardan kendisi.Bu bahaneyle serinin diğer kitaplarını da okumuş oldum.

SİNAN YAĞMUR-AŞKIN GÖZYAŞLARI(HZ.MEVLANA) İşte olanları bir de Mevlana'nın gözünden okuyorsunuz.Gerçekten onlar gibisi hiçbir zaman olmamış ve bence olmayacak da...Mesneviyi yeniden okuyasım geldi o derece...

SİNAN YAĞMUR-AŞKIN GÖZYAŞLARI (KİMYA HATUN) İlk defa Mevlana'nın üvey kızı Kimya Hatun ile ilgili bir eser okumuş oldum Sinan Hoca sayesinde.Kimya Hatun aslında hristiyan bir kadınmış.sonradan müslüman olmaya karar vermiş.Babasını kaybettikten sonra annesi Kerra Hatun hz.Mevlana ile evlenmiş.Bu şekilde Şems ile tanışmış ve ona aşık olmuş.Evlenmişler ama hiçbir zaman gerçek anlamda karı-koca olmamışlar.Ama aralarında aşk bir o kadar da güzeldi...Kalemine sağlık Sinan Hocam diyorum...

ZÜLFÜ LİVANELİ-ARAFAT'TA BİR ÇOCUK/ Yine harika bir öykü kitabıydı Livanelinin kaleminden.İzmirden Ferda ablamın hediyesiydi bana.Çok teşekkür ederim ablacım :)
İki kültür arasında sıkışıp kalmış insanları konu alıyordu.Allah kimseyi vatanından ayrı düşürmesin dedim kitabın sonunda.Tavsiye edilir.

ZÜLFÜ LİVANELİ-SON ADA/ Günümüz zamanına o kadar çok dokundurma vardı ki bu romanda.Tam zamanında okumuşum dedim her sayfasında.Her şeyi nasıl yok ettiğimizi,nasıl savuruduğumuzu ve hiçbir şeyin kıymetini bilmediğimizi çok güzel vurgulamış bu roman.Ayakta alkışladım bu kitap bittiğinde yazarı.

TUNA KİREMİTÇİ-SONUN GELDİ SEVGİLİM/ Eylül ayında dişçiye dolgu için gittiğimde doktorun gelmesini beklerken migrostan tesadüfen aldığım bir romandı bu.Çok beklentim yoktu.Daha doğrusu Kiremitçi belki bu defa bir değişiklik yapar ve polisiye yazar dedim ama olmadı.Çerezlik bir kitaptı bence.Zira aldığım gün hemen bitiverdi.Okumasanız da çok bir şey kaybetmezsiniz.

JOHN VERDON-PETER PAN ÖLMELİ/ Kitap ağacı eylül romanımızdı Peter Pan Ölmeli.5 günde zor bitirdim diyebilirim.Bu yazarın tarzını da dilini de sevemedim.Acaba çeviriden kaynaklı olabilir mi merak ediyorum.Ama bir daha Verdon OKUMAM!

PAULO COELHO-ALDATMAK/ Paulo Coelho sevdiğim yazarlar arasında yer alıyor olmasına rağmen bu kitabını almayı-henuz- düşünmüyordum.Ama o kadar çok okuyan gördüm ki merakıma yenik düştüm.Güzel ve başarılı bir kadın var başrolde.Evliliği de eşi de gayet iyi.Ama farklı heyecan farklı arayışlar içine düşüyor ve kendisini sürekli eşini aldatırken buluyor.Kitabımızın adı da buradan geliyor.Ben kitabı beğendim.Ama şunu da söylemeliyim ki yazarın çok daha güzel romanlarını okudum.Simyacı,Zahir,Elif,Brida gibi :)

YKY YAYINLARI-KAHLO/ Frida ile ilgili okuduğum 3.kitap oldu.Yapı Kredi Yayınlarının ressamlar serisinden ilk aldığım eser oldu.İçinde hem Kahlo'nun hayatını hem de ayrıntılarıyla eserlerini anlatıyor.Çok çok güzel bir yapıt olmuş.Devamlarını da alacağım en kısa zamanda.

HAKAN GÜNDAY-ZİYAN/ Hakan Günday ile başka bir roman yazana kadar jübilemizi yapmış olduk bu kitabıyla :( Askerlik döneminde bir erin yaşadıklarını konu alıyor ve yine çok çarpıcıydı tabi...

TEZER ÖZLÜ-ZAMAN DIŞI YAŞAM/ Tezer Özlü'ye ait okumadığım tek kitaptı.Bir gece oturmuşken onu okumak istedim.40 sayfalık kısacık bir kitaptı ama çok derindi yine...

E.L. JAMES-GRİNİN ELLİ TONU/Alalı nerdeyse 2 yıldan fazla oldu ama ben ancak yeni okudum.Ha okumadığım için bir şey mi kaybetmişim? hayır tabiki de.Hatta devamlarını okumadım direkt başkasına verdim.O bakımdan burada fotoğrafı yok şuan.Olmaz olsun böyle seri.Hiç sevmedim.Filmini de ancak internete düştüğünde belki izlerim.Asla para vermem.

ASLI ERDOĞAN-BİR DELİNİN GÜNCESİ/ Aslı Erdoğan'ı seviyorum.Kalemi tarzı tam benlik.Kendisinden çok şeyler kattığı bu kitabı da yine harikaydı.Tavsiye edilir.

TESS GERRITSEN-HASAT/ Tess ablamızın bu kitabı uzun zamandır piyasada yoktu.Sağolsun Doğan Kitap feryatlara daha fazla dayanamadı ve kitabı yeniden bastı.Tessin ilk kitabıymış bu.Tamam heyecanlı filan güzeldi ama ben pek de beklediğimi bulamadım.Ama Tess severler yine de arşivinize benim gibi katın siz de :)

İşte bu kadar :) Buraya kadar sabırla okuduysanız eğer teşekkür ederim çokça :)
Herkese güzel bir bayram diliyorum,hayvanların eziyet gördmediği,fakirin doyduğu bir bayram olsun inşallah.
Sevgiler...


Ağustos Okumalarım :)



DEBBIE MACOMBER-ÇİÇEKLERİMİ RÜZGARA VERDİM/ Debbie bence kendisini çok yineler oldu artık.Hatta ben yayınevi sürekli bir kitabı onun adı altında yazıp piyasaya sürdüğünü düşünüyorum.Uzun bir süre daha da okumam kendisinin.Haa bir gün canım çerezlik kitap çekerse o zaman belki.

GRIGORIY PETROV-BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDE/Atatürk'ün ülkemizde de okunması için Türkçeye çevrilmesini istediği bir kitapmış bu kitap.Uzun zamandır okunmayı bekleyenler arasındaydı.Ben de okudum ve çok beğendim.Finlandiyanın yaşadığı savaş ve birçok sıkıntıdan sonra nasıl toparlandığını,yaşam şeklini anlatıyor yazarımız.Gerçekten de herkesin okuması gereken bir kitap.Çıkarılacak o kadar ders var ki..Tavsiye edilir.

JOHN VERDON-AKLINDAN BİR SAYI TUT/ Ayh adını duymak bile istemeyeceğim bir yazar daha John Verdon..Kitap ağacı grubumuzun eylül ayı okuması için seçilen kitabı Peter Pan Ölmeli'den önce diline alışayım diye uzun zaman önce almış olduğum aklından bir sayı tutu okuyayım dedim.Karakterler iyi tamam,akış da fena değil.Ama bu yazarın son yazmakla ilgili sıkıntısı var bence.Ne olduğunu anlamadan,kitaba adapte olamadan bitiverdi kitap.Aman 2 tane okudum zaten yetti.Bir daha da alıp asla okumam.

WOODY ALLEN-YAN ETKİLERİ/ Ay bu adamı seviyorum yaa :D filmlerinde fazla konuşsa da bana sempatik gelmiştir ve sevmişimdir filmlerini de.Hadi bir de kitaplarından okuyayım dedim ve kitabını da çok sevdim.Diğer kitaplarını da zamanla alıp okumayı düşünüyorum.Sıkılmadan okuyacağınız kitaplar arasında yer alacaktır bence.

HAKAN GÜNDAY-ZARGANA/ Hakan Günday sevgimi de artık herkes biliyordur bence.Elimde kalan son 2 kitabından biriydi Zargana.Yine ilginç bir kitaptı.Hem ayh dayanamayacağım diyorsunuz okurken hem yine hemen elinize alıp merakla okuyorsunuz.Bu adam bunu nasıl başarıyor cidden merak ediyorum ve inşallah bir gün kendisiyle tanışıp tüm kitaplarımı imzalatabilirim ve sohbet edebilirim diyorum.

TESS GERRITSEN-PROJE ÖLÜMCÜL VİRÜS/ Tess'in Rizzoli&ısles serisi dışında yazdığı kitaplar bana çok yavan gelse de bu kitap güzel ve akıcıydı.Tavsiye edilir.

ROBERT GALBRAITH-GUGUK KUŞU/ J.K. ROWLING'in başka isim altında yazdığı yeni bir roman kendisi.Aslında Boş Koltuk romanıyla sadece beni değil epey bir kişiyi hayal kırıklığına uğratmış bir yazar kendisi.Üstelik Harry Potter gibi harika bir serinin ardından.Ama bu kitabı ile bence affettirdi kendisini.Zira kitabı çok beğendim.Katili ortalarında tahmin ettiysem de gayet akıcı ve merak uyandırıcı buldum.Üstelik bu romanın da devamı var.Silkworm-İpekböceği adında.Ama henüz dilimize çevrilmedi.İngilizcesini İzmir'de alacaktım ama pahalı geldi bana o bakımdan beklemeye kadar verdim.İnşallah devamı da aynı şekilde güzel olur.

HAKAN GÜNDAY-MALAFA/ Malafa çok anlamlara gelebilecek bir sözcükmüş.Bu romanda onu öğrendim.Yine farklı bir romandı günday'dan.Fazla bir söz söylemek istemiyorum üzerine.Okuyun efenim.

ENİS BATUR-KİTAP EVİ/ İlk defa Enis Batur okumuş oldum bu kitap sayesinde.İnstagramda çok yorum okudum onunla ilgili ve en sonunda dayanamadım gidip aldım.Kendisine miras kalan kitap evi ile ilgili ne yapacağına karar veremeyen birisini okuyorsunuz bu romanda.Çok sevdim.Keşke bana da böylesi bir miras kalsa dedim hep.O bakımdan ben de kütüphanemi sürekli genişletmeye çalışıyorum.İleride çocuklarıma bırakacağım bir mirasım olsun diye...

SUSAN HILL-SİYAHLI KADIN/ Bu kitabı geçen sene Tüyap'tan almıştım.Filmi çok severek izlediğim için kitabı görür görmez kaptım.Ama maalesef filmi kadar güzel gelmedi bana.

RAUDA JAMIS-FRIDA KAHLO AŞK VE ACI/ Bu yaz canım deroşumun hediyesi oldu bana bu kitap.Doğum günü hediyesi...Bence hediyelerim arasında en güzeliydi.Teşekkür ederim canım deroşum benim.Neleri neyi sevdiğimi bilen yegane insanlardansın her zaman....Bu kitap adından da anlayacağınız üzere ünlü ressamlardan Fridah Kahlo'nun hayatını konu alıyor.Eserlerinden,ailesinden,aşklarından,hastalıklarından bahsediyor.Çom etkilendim okurken.Ve dedim ki bu kadınla ilgili ne kadar eser bulabiliyorsam almalıyım.Lütfen sizler de okuyunuz.Onu en iyi anlayabileceğiniz eserler arasında bence.


Temmuz Okumalarımın Devamı :)

Selamlar sevgili kitap dostlarım blogger arkadaşlarım :)
Yaklaşık 3 ay aradan sonra bendeniz yine karşınızdayım.Bugün sizleri bol bol yazılarıma boğacağım diyebilirim kısacası.Neden bu derece ara verdim bilemiyorum.Tatildi,gezmelerdi,yeni okul dönemiydi derken hiç vakit bulamadım yazmaya.Bu arada tabi bolca okudum ama içimden hiç bloguma yazmak gelmedi.Biliyorum sözümü tutamadım ama napayım inşallah bundan sonra affettireceğim kendimi.Hem kitap yazılarımla hem tatil fotoğraflarımla hem de yeni miniklerimle tanıştıracağım sizi :)
Eh başlayalım o zaman...


  
Temmuz ayında kendimi bolca kitaplara gömdüm diyebilirim.Hatta Bodrum tatilimde bile güneşlenirken okudum da okudum.

ALICE MUNRO-FİRAR / Benim tatil yolunda başladığım ve tatilde bitirdiğim öykü kitabımdı.Kitabı çok sevdim.Sanki böyle 50li yıllarda hissettim kendimi okurken.Üstelik yeni bir de yazar tanımış oldum.Yazarın başka kitaplarını da okurum diye düşünüyorum.

ÖZLEM KUMRULAR-ESKİ SEVGİLİLERİNİZDEN İTİNAYLA KURBAĞA YAPILIR/ Ay çok gülerek okuduğum bir kitap oldu bu.Hem de şıp diye akıp gitti.Otobüsteydim bu kitaba başladığımda.Utanmasam otobüste bile kahkaha atardım o derece yani.Tavsiye ettiğim arkadaşlarımdan bazıları pek sevmedi.Sanırım o da yazarın bolca araya sıkıştırdığı ingilizce cümlelerden kaynaklandı diye düşünüyorum.Zira ben pek eğlendim.Tam yazlık bir kitap.Tavsiye edilir.

JOJO MOYES-PARİSTE BALAYI/ AH Jojo Moyes...Kendisi beni Sevgilimden Son Mektup kitabından beridir cidden hayal kırıklığına uğratmakta.Hani belki bu kitabı öyle olmaz dedim ama ııhh...2 saat içinde bitti kitap ama aaa noldu şimdi dedim sonunda.2.dünya savaşı sırasında tanışan bir çiftimiz var ve Parise balayına gidiyorlar ama bir türlü beraber zaman geçiremiyorlar.Kızımız hep bundan yakınıyor ilk kitapta ve bu şekilde son buluyor.

JOJO MOYES-ARDINDA BIRAKTIĞIN KADIN/ Pariste Balayının devamı niteliğinde bu kitap da.Bir türlü beraber vakit geçiremeyen çiftimiz evlerine dönüyorlar ama eşi savaşması için askere alınıyor ve hikaye böyle sürüyor.Ha geldi ha gelecek derken tabi eş dönmüyor.Ve günümüz zamanında da o kadının yer aldığı bir tablo ile ilgili de olaylar oluyor.Kitabım tatile beraber gittiğim arkadaşım Seda'da kaldığı için buradaki kulede resmi yok maalesef.Kısaca özetleyeyim ki Jojo bu şekilde yazmış olmak için yazmaya devam ederse ben artık onu okumayacağım.

DONALD SPOTO-GRACE KELLY/ Biyografi okumayı çok seviyorum.Aynı yazarın daha önce Zarafet adlı eserini okumuştum.Onda Audrey Hepburn'un hayatını konu alıyordu.Bu eserinde de Monaco Prensesi Grace Kelly'i anlatıyor.İçinde kendisine ait fotğraflar var ve hayatından bolca kesitler.19 eylülde de kitabın filmi çıktı ve Nicole Kidman oynuyor kendisini.Rolünde de oldukça başarılıydı.Ama ben filme tahammül edemedim çok sıkıcı geldi ortasında kapattım.Ama kitabı tavsiye ederim.

NİLÜFER AÇIKALIN-KARANLIKTA ÇOK GÜZELİM/ İlk defa Nilüfer açıkalın kitabı okudum.Kendisinin 9 tane öykü kitabı varmış ve ben hiç duymamışım.Bu da kendisinin ilk romanıymış.Sinema dünyasında çalışan Solmaz'ı konu almış romanında.Ben pek sevemedim ama okuyan çoğu arkadaşım çok beğenmiş.Sorun bende sanırım.Belki başka bir zaman yine şans veririm kitaba.

ZÜLFÜ LİVANELİ-SEVDALIM HAYAT/ Kitap ağacı grubumuzla temmuz ayı için seçilmiş kitabımızda.Livaneli kendi hayatını kendisi anlatmış bu  eserinde.Çok severek okudum.Zaten kendisinin kalemini çok beğenirim.Okumadığım bir tek Edebiyat Mutluluktur adlı eseri kaldı.Ona da şu sıra elim gitmiyor zira başka kitabı kalmadı okuyacak ta ki o yazana kadar.

KÜRŞAT BAŞAR-SEN OLSAYDIN YAPMAZDIN BİLİYORUM/ Kürşat Başar'ın kitaplarını severim.Ama hiçbiri bana Başucumda Müzik etkisini vermediği için biraz boş geliyor bana açıkçası.Bu kitapta ne anlattığını hatırlayamıyorum bile düşünün.Ne anlatmıştı aklımda kalmadı bile.Daha sonra yine okuyabilirim belki.

ZÜLFÜ LİVANELİ-BİR KEDİ BİR ADAM BİR ÖLÜM/ Bodrum tatilimin son 4 gününde aman kitaplarım bitiyor diye aldığım 2 kitaptan biriydi bu kitap.Bulunca resmen atladım alayım diye.Ödüllü bir kitap yine Livanelinden.Çok sevdim okurken.Karakterler farklı ama birbirlerine bağlı haldeler hikaye içinde.Bir bakıyorsunuz kedi anlatıyor hikayeyi,bir bakıyorsunuz katil veya adam.Tavsiye edilir.

ZÜLFÜ LİVANELİ-ENGEREĞİN GÖZÜ/ Yine Bodrum tatilinde aldığım kitaptı kendisi.Osmanlı döneminde geçiyor olması çok değişikti.Bir de Livanelinin kalemiyle birleşince yine çok sürükleyici bir roman çıkmış ortaya.Dilerim bir gün kendisiyle tanışabilir ve tüm kitaplarımı imzalatabilirim :)

AYŞE KULİN-BİR TATLI HUZUR/ Ayşe Kulin hayranlığımı bilmeyen yok sanırım artık.Okumadığım ve bende olmayan 3 kitabı vardı kendisinin.Bodrumda alma şansı buldum hem de kendisiyle nihayet tanışma fırsatı elde ettim.Onu başka bir postta yazacağım :) Foto Sabah resimleri Ayşe Kulin'in hayatından çizgiler ve resimlerle renklendirdiği bir kitap.Çok severek okudum yine ve kendisi tarafından imzalı bir şekilde kütüphanemde yerini aldı.

AYŞE KULİN-İÇİMDE KIZIL BİR GÜL GİBİ/ Burada fotoğraftaki kuleye katmayı unutmuşum kendisini kusura bakmayın.Ama yazın okuduğum kitaplar arasındaydı kendisi.Ve yine Bodrumda alındı.Orada kendisine imzalatıldı.Bu kitapta Ayşe kulin nasıl şiirle tanışıyor,nasıl Nazım Hikmet okuma sevdasına tutuluyor onu okuyorsunuz.Ve yine içinize işliyor kitap..Tavsiye edilir.

AYŞE KULİN-BİR TATLI HUZUR/ Son Kulin kitabımdı kendisi.Bodrum dönüşü sabah yolunda okudum ve bitirdim kendisini.Çok güzeldi yine.Münir Nurettin Selçuk'un hayatını anlatıyordu bize.Kulin'in biyografik romanlarını ayrı seviyorum.Dilerim en kısa zamanda yine elimizden düşmeyecek bir kitap yazar bizi çok bekletmez.

CAN DÜNDAR-LÜSYEN/Uzun zamandır kitaplığımda bekliyordu bu kitap okunmak için.Doğrusu Can Dündar'ın kalemini özlemişim bunu anladım.Makberin yazarı Abdülhak Hamid ve kendisinden epey küçük yaşta olan ikinci eşi Lüsyen'in aşkını konu alan bir roman.Severek okudum.Vay be dedim hatta böyle bir aşk var mıdır acaba hala?Bir yönden hayal kırıklığı oldu benim için o da şu.Ben Makber'in Lüsyen için yazıldığını sanıyordum.Öyle değilmiş onu öğrenmiş oldum.Tavsiye edilir aşk romanı sevenlere :)

TEZER ÖZLÜ-HER ŞEYİN SONUNDAYIM/ Ahhh edebiyatın gamlı prensesi Tezer...Kendisinin Ferit Edgü ile mektuplarını konu alan bir kitap.O kadar etkileyici mektuplar var ki aralarında.Tezer Özlü'nün neler yaşadığını okudukça tüylerim diken diken oldu.Hatta bir kez daha Yaşamın Ucuna Yolculuk adlı eserini okumaya karar verdim.Bu kadını daha da iyi anlayabilmek için...

ŞÜKRÜ ERBAŞ-BAĞBOZUMU ŞARKILARI/ Canım kitap dostlarımdan biri olan İzmirli güzel arkadaşım Deryamın bana hediyesi kitaptı bu kitap.Aslında çok şiir insanı değilim ben ama sağolsun canım deroşum bana onu biraz aşılamış oldu :) Kitabı çok severek okudum.Hala arada sırada elime alır birkaç şiir okurum.Tekrar teşekkürler canım benim bu güzel hediyen için.

ORHAN VELİ-SAKIN ŞAŞIRMA/ Bu şiir kitabım da yine deroşumdan armağandı bana.Şükrü Erbaş'tan sonra hemen onu da okumuştum.Yine arada alır okurum.Şiir eskimez zamanı bitmez çünkü...

TURGUT UYAR-GÖĞE BAKMA DURAĞI/ Turgut Uyar..fazla söze gerek yok.Onu da alır okurum yine arada...Göğe Bakma Durağı şiiri harikadır çünkü...

İşte Temmuz okumalarım bunlardı efenim.Umarım sıkılmadan okursunuz.Bir sonraki yazıma kadar sevgiyle kalın :)

14 Temmuz 2014 Pazartesi

Jean Christophe Grange-Kızıl Nehirler (Hem Kitabı Hem Filmi)



"Biz Efendileriz, Biz Köleleriz. Biz Her Yerdeyiz, Hem de Hiçbir Yerde. Biz Karar Verenleriz. Kızıl Nehirlerin Hakimiyiz." şeklinde bir arka kapak yazısı olunca Grange çok favori bir yazarım olmasa da çok merak ederek almıştım bu kitabı.Üstelik birkaç arkadaşım da tavsiye edince tamam dedim okuyayım.
Nitekim Grange beni bu kez soluksuz bıraktı.Kaiken ve Siyah Kan'dan sonra okuduğum en iyi romanıydı.Başta kendisiyle Koloni ile tanıştık ve kötü bir tanışma olduyda da bu romanla affettirdi kendisini diyebilirim.
Bir fakültede işlenen seri cinayetler vardır.Ve perde arkası oldukça karışıktır.Baş karakterimiz Nieman ve yanında yer alan diğer polisle bu cinayetleri çözmeye çalışırlar.Kitap ilk bittiğinde sanki devamı da varmış gibi gelmişti bana.Ve araştırdığımda filmin aynı isimde 2.sinin olduğunu gördüm.Onu da yarın izlemeyi planlıyorum.

ARKA KAPAK
Biz Efendileriz, Biz Köleleriz. Biz Her Yerdeyiz, Hem de Hiçbir Yerde. Biz Karar Verenleriz. Kızıl Nehirlerin Hakimiyiz. Kalbinize güvenmiyorsanız ya da ocakta yemeğini varsa, bu kitabı okumaya başlamayın. grange'nin sınır tanımayan hayal gücü, sürekli artan gerilim, etkileyici karakterler, birbirinden korkunç cinayetler; hepsi daha ilk satırlardan itibaren size hükmedecek... "Kızıl Nehirler" sadece Fransa'da 450 000 sattı ve 20 dile çevrildi. Soluk kesen bir tempo. İnsanı hemen saran bir hikaye. Çok gerçekçi şiddet sahneleri. İki sıradışı insanın çevresinde gelişen olaylar: biri enerji dolu, tecrübeli bir polis, diğeri sokaklardan gelme Mağripli bir çaylak... "İnsanı daha ilk sayyfalardan itibaren sarsan, altüst eden, yutan o kitaplardan biri. Sizi sürekli olarak gerilimin sınırlarında dolaştıracak; akkor hal,ine gelmiş bir telin üzerinde yürüyormuş hissi verecek kusursuz bir thriller." Le Monde "James Ellroy ve Thomas Harris etkisinde bir seri cinayet hikayesi." Le Nouvel Observateur


Kitabın bitmesinin ardından filmini de hemen izleyecektim.Ama filminin kitabı kadar iyi olmadığını çok beklentim olmamasını söylediler izlemiş olan arkadaşlarım.Ben de onların tavsiyelerine uyarak hem beklentisiz hem de biraz önyargılı izledim filmi.Kitabı kadar iyi değildi ve tabi bazı detaylar eksikti sanki.Başrolde Jean Reno gibi çok sevdiğim bir aktör vardı.Sırf onun aşkına izledim.E tabi bir de koşu bandında vakit geçsin diye.
Kızıl Nehirleri okumadıysanız bence hemen okuyun derim.Ama filmden gerçekten pek beklentiniz olmasın.
İyi akşamlar.

12 Temmuz 2014 Cumartesi

Emrah Serbes-Deliduman


Deliduman Emrah Serbes'in okumuş olduğum 2.kitabı.Kendisiyle Hikayem Paramparça adlı kitabıyla tanışmıştım.En yakın arkadaşım Reyyoş aslında onun büyük hayranlarından ve bana sık sık kitaplarını okumamı ısrar eder.Ben de bu kez hemen gittim aldım ve okudum.
Tarzını Hakan Günday'a ,Alper Canıgüz'e, Murat Menteş'e çok benzettim Emrah Serbes'in.
Kitabındaki baş karakter Çağlar İyice hakikaten Deliduman biriydi.Kıyıdere adında bir kasabada yaşıyor.Kardeşine olan sevgisi,onunla konuşma tarzı çok çok hoşuma gitti.Kardeşi normalde tombiş ama onun gözünde tam bir peri kızı.Kardeşi aslında yetenekli değil ama onun gözünde bir star.Bir abim olsaydı böyle bir abi isterdim sanırım.Yada bir ablam :)
Kardeşi Yetenek Sizsiniz gibi bir yarışmaya katılıyor Michael Jackson dansıyla.Ama jüri onu yarışmaya almıyor.Çünkü daha önce örnekleriyle çok karşılaşmış.Kıyıdere'den bu yarışma için İstanbul'a geliyorlar ve geldikleri zaman da tam Gezi olaylarının olduğu dönem.Bu romanı aracılığıyla Emrah Serbes Gezi olaylarına da değinmiş böylelikle.
Kitabı ben çok sevdim.Bana en çok sevdiren yönü az önce de dediğim gibi Çağlar'ın kardeşine yaklaşımı ve onunla konuşmaları,pnun için verdiği mücadeleydi.
Romanı hala okumadıysanız hemen alın okuyun derim.Elinizden düşüremeyceksiniz.

ARKA KAPAK

On yedi yaşındaki Çağlar İyice konuşuyor. Kız kardeşi Çiğdem'i, onu meşhur etme ümitlerini, belediye başkanı dayısını, yakın arkadaşı Mikrop Cengiz'i, taşra muhabbetlerini, depresyonun eşiğindeki annesini, eski sevgilisini, hiç unutamadığı dedesini, hatırlarken kahrettiği babasını anlatıyor. Deliduman, dermansız ve güdük bir ilçeden haykırmaya başlıyor, İstanbul'a uzanıyor. Çocukluğumuzun, hatıralarımızın ve bütün sokaklarımızın üzerinden dangır dungur geçen imar ve para iştahına lanet! Riyakâr dünyaya, Allahsız sermayeye, martılara, küçük bir kızın kalbini kıranlara isyan ediyor. Barikatların arkasında, soluk soluğa, yapayalnız, erken kaybeden bir delidumanın öfkesini çemkiriyor. Emrah Serbes, zamanın ruhunu, Gezi'nin isyancılarını, hürriyetleri için öksürenleri, yerinde duramayanları, küfredenleri, ağlamayı unutmak için yumruğunu sıkanları resmediyor. Deliduman, büyük zamanın ve her zaman kenarda kalanların romanı.

2 Film Birden :) Arı Kovanına Çomak Sokan Kız / Kendime İyi Bak


İsveçli yazar Steg Larssons'ın Ejderha Dövmeli Kız serisini bilmeyeniniz yoktur diye düşünüyorum.Haa eğer varsa bence kendisiyle önce kitaplarda daha sonra filmlerde muhakkak tanışın derim.Seri Ejderha Dövmeli Kız,Ateşle Oynayan Kız ve son olarak Arı Kovanına Çomak Sokan Kız şeklinde sonlanıyor.Tüm kitapları okumuş ve filmlerini de izlemiş biri olarak aniden son filmi izlemediğimi farkettim.Üstelik aylaaarrrr öncesinden dvdsini de arşivime koymuştum.Bendeniz hemen eşofmanlarımı giydim.Dvdye de filmi taktım cup koşu bandıma.Hem sporumu yaptım hem filmimi izledim.Tavsiye ederim süper oluyor.
Neyse gelelim filmimize.İlk filmde ve romanda kızımız Lisbeth üvey babası tarafından tecavüze ve işkenceye maruz kalıyor ve olaylar bu şekilde başlıyordu.İkinci romanda ve filmde üvey kardeşi ve babası intikamlarını almak için Lisbethin peşine düşerler ve onu ağır şekilde yaralarlar.Bu arada üvey baba da pek iyi durumda değildir.İşte son filmde de Lisbeth işlediği suçlardan(!) daha doğrusu kendisini savunduğu için bir süre mahkeme karşısında yargılanır ama asıl suçluların kimler olduğu ortaya çıkınca aklanır.
Ben okuduktan sonra roman uyarlamarını izlemeyi tercih ediyorum.Her ne kadar kitap kadar başarılı olmada da bu film de güzeldi.Ama ben diyeyim sakın ha hollywood yapımlarını tercih etmeyin.Zira İsveç yapımları bence çok daha iyiydi.



2.film ise bu akşam izlediğim bir film oldu.Şuan taze taze yazıyorum diyebilirim.
Kendime İyi Bak bir Türk filmi.Fragmanlarını gördüğümde ben bu filme bir gideyim diye düşünmüştüm.Ama gittiğim hafta malesef gösterimden kalkmıştı.İnternete düştüğünü görünce hemen yine aynı durum.Eşofman ve doğruca koşu bandı.Film 88 dakika.Bildik bir konusu var aslında.Çoğumuz yabancı değiliz eminim.Emre evlilik arifesinde eski sevgilisini hatırlar.Ama onunla ilgili bilmediği çok fazla şeyler vardır.Ona düğün davetiyesini ulaştırmayı planlarken bunları öğrenir.Burada eski sevgiliyi Aslı Tandoğan,gelin adayımızı da Begüm Birgören canlandırıyor.Oyuncular rollerine cuk oturmuştu.Akıcılığı güzeldi.Hani sonlara doğru epey duygusallaştı.Fakat dediğim gibi izlerken "haaaa şu konu" diye söyletiyor size.Filmde hoşuma giden birkaç şeyden biri de müziklerdi.Jehan Barbur bolca size ziyafet veriyor diyebilirim.
Filmler hakkında şimdilik söyleyeceklerim bu kadar.Sevgiler :)


7 Temmuz 2014 Pazartesi

Düğün Dernek Ve Kemerlerinizi Bağlayın (Film)


Dün çok eğlenceli bir film izledim spor yaparken :D Başka türlü vakit geçmiyor o koşu bandının üstünde bilen bilir :D
Daha önce bu ikilinin Çalgı Çengi adlı filmini de izlemişti.Onda da çok eğlenmiştim ama nedense bu film bana çok daha komik geldi.Her sahnesinde güldüm desem yalan olmaz :D Filmimizde Rasim Öztekin'in oğlu Letonyalı bir kızla evlenmek istediğini söyler ve işte düğün dernek kurma çabaları böylece başlar.Önlerinde sadece 10 günleri vardır.Ama bu işi nasıl becereceklerdir acaba :D İşte orasını anlatmayacağım eğer izlemediyseniz ben tüyo vermeyeyim çok fazla :D Sizler çok eğlenceli bir 100dakika bekliyor ama bu garanti :D


Ferzan Özpetek'in  yeni bir film gösterime gireceğini duyduğumda çok sevinmiş ve çok heyecanlanmıştım.Ama ne yazık ki film Samsun'da hiçbir sinema salonunda gösterime girmedi :( Ben de artık ya netten izlerim ya da dvdsini alırım diye plan yapmıştım.İşte bugün yine spor yaparken açtım bu filmi ve izlemeye başladım.1 saat koşu bandında nasıl geçti hiç anlamadım.Hemen içine alıverdi beni akışıyla.
Elena ve Antonio aslında başlarda başkalarının aşklarıdır ve birbirilerine o kadar sinir olurlar ki neredeyse bir kaşık suda boğacaklardır.Amaaa gelin görün ki en büyük aşklar nefretle başlar demişler yaa.İşte bu filmde de aynen öyle olur.Konu bambaşka akmaya başlarken sevgili Özpetek çok ters köşeye yatırmış izleyiciyi.Hüngür hüngür ağlamaya giderken pat.İşte orasını söylemeyeceğim.Akşam yemek yedikten sonra alın sevdiceğinizi yanınıza ve izleyin efenim :)
Bugünlük benden bu kadar :)
Sevgiler...